27 Şubat 2011 Pazar

Sapık Gastronomi...

Lezzetin sizi orgazm noktalarına kadar çıkardığı birçok ürün insanoğlunun ürüne uyguladığı dışardan etkenlerle gerçekleşiyor,kobe beef,foie gras ve en sonuncusu sapık damak zevklerinin fantazilerini tatmin eden bir ürün duyduğum da benımde yok artık abicim dediğim ortolan .
Belki tatsam bu kadar uzak durmayacağım ancak anlatırken oldukça uzak benım mutfağıma .
Hemen anlatayım :Ortolan kuşu ,daha çok Avrupa da gorulen yakalandıktan sonra kutu içinde bi delikten uzatılan yem ile hareket edemeyecek kadar iki hafta süreyle yedikten sonra ,bu noktası onemlı : armanyak veya konyak ta boğularak oldurulen ve oldukten sonra bikaç gün içinde dinlendirildikten sonra bütün olarak iç organlarıyla bütün halde servis edilen bir kuş .
Adı L'Ortolan olan bir restoran dahi var.
Şimdi bunları yaptıktan sonra yemek masasında, şarap ,gümüş takımlar vs. olabildiğine zarif ,şık bir masa derken bu kuşu yerken misafirler başlarından aşağıya peçete ortuyorlar!!!
Artık o nokta  da sapıklığa kaçıyor damak zevki  .

Tatmadan yazmak çok kolay bakalım tadınca neler hissedeceğim ...

26 Şubat 2011 Cumartesi

Sufle...

Pastane ,kolay kolay yazmadığım konu başlığı. Bugun bi arkadasım çaktırmadan sufle reçetesi isteyince hatırladım değerini tekrar.
Şeflerin menülerine gururla koydukları  bir tatlı sufle,zira ne kadar piştiği ne kadar kabardığı, her noktası şefin kabileyetini gosterir .
Bununla birlikte  bilinmesi gereken bikaç şey,sufle diye satılan o alimünyum kaplarda pişirilip ters çevrilerek servis edilen şeyler sufle değil bi nevi kek sayılır  .Şeflerin olçutlerinde baz almayın  o kekleri.
Sufle: kendi  kabında pişmesi gereken içi akışkan olan en az kabından yarım parmak  kadar yükselmiş olan saygı duyulması gereken bi tatlı .
Gittiğiniz restoranda gerçek bi sufle varsa kaliteli bi restorandasınız demektir .Şefine saygı duyarak gozunuzu kapatıp keyfini çıkarabilirsiniz o anın :)

21 Şubat 2011 Pazartesi

Cirque Du Soleil..!!!

Türkiye'de geçen haftadan bu yana her günün gazetesinde,her haftalık dergide haber olan bir gosteri herkesin de dilinde.Bunun üzerine gorduğum bir yorum '' samimyetle cevap verin bir ay once haberleri çıkmadan once kaçınız biliyordunuz cirque du soleil??'' ... :):)doğru be abicim :)
Kanada da yirmi sokak dansçısıyla kurulmuş  şuan ise dunya çapında bin ikiyüz danscısı varmış bünyelerinde .Şubeli sirk lafın kısası .
Şimdi ordan kopup apayrı bi başlığa gideceğiz ''galakside beşyüz milyon canlı'' Nasa'nın son saçmalıklarına gore galakside yani bizimde içinde bulunduğumuz samanyolunda ne çok soğuk ne çok sıcak yani yaşanacak formda  bilmem kaçbin adet yaşam formu ve tam beşyüzmilyon canlı olmakta imiş .!!!
Şimdi Cirque du soleil  ve delirircesine hayalini  kurduğunuz gezegenlerin yemeklerini gıdalarını, ürünlerini hayal edin !!!hayal gücünüzü, normalken düşenemeyecek kadar zorlayın :)
Sebze çeşitleri ama sadece müzikal ile yetişen ve yediğinizde bedensel ve ruhsal duyularınız tatmin eden mesela ağzınızda dönüştururken size bişeyler duyuran meyveler onları işlerken hikayelerini bilen aşçılar ve hikayelerini bildikleri için o ürüne sonsuz saygıyla yaklaşan deli tipleri düşünün...
Ütopik yazıyoruz ,düşünüyoruz bu gece :)

4 Şubat 2011 Cuma

Televizyon Programları 2

Uzuuun zaman oncee yazmıştım televizyon programları adı altında bir yazı ,yemek programları yani.
''Aynen dediğim gibi oldu ''diye ukala ukala yazmayacağım tabi :).
Ancak aynen dediğim gibi oluyor yavaş yavaş.:)
Yakında show tv de başlayacak olan ''master chef ''bu ilk adım olacak gibi duruyor ve umarım yemekteyiz gibi bir facia olmaz .Devamıda gelecek eminim bu programların Hells kitchen gibi Top chef gibi yabancı formatlı alıntılar gelecektir .
Soylemek gerek kaliteli olduktan sonra keyifli olacaktır herbiri...

Deniz...

Bir hafta yazmamak demek o hafta yorulmak ,beynini işlerden patlatmak demek ...:)
Bide cuma günü akşam bu saatlerde yazmak demek?? ,O işleri rayına oturtmuş menuyu değiştirmiş ve düzeni hepberaber oturtup ,bugünde biraz kafa dağıtmayı haketmiş olarak yazan Deniz bugün ki Deniz..:)
Bikaç yazı okudum bugün kahvaltı keyfinde şu annemin masa ortuleriyle aynı olan sıcak şirin kahvaltı evinde :) neyse dağıtmayayım konuyu, bir restoranla ilgili bikaç değişik yazı restoranın menusunu biliyorum .İlk yazıda tatlılardan birini ovmuş bir gurme ove ove bitirememiş yalnız anlattığı tatlı bir sufle yazıda tart ürünü bir tatlı olarak bahsetmiş yanlışlık heralde derken restoranı adınıda yanlış yazmış .
İkinci yazı, Gusto dergisi şubat sayısı onlarda güzelce anlatmışlar yemeği aynı restoran buarada, bu sefer ismi restoranın ismini yanlış yazmışlar .
Şimdi bu ne demek özensizlikmi yoksa başka bişey??.Bence  bu emeğe saygısızlık demek abicim emeğe saygısızlık demek en kısası!!!
Komik...
Ve bahsetmek istediğim bişey daha , restoranlarda ki tadım menuleri gitgide artmakta ve artmalıda cintemani,agatha,topaz,lamouette,aklıma gelenler bunlar ,şefin vitrini ,şefin en iyi kartlarıdır tadım menuleri,eğer varsa gittiğiniz restoranda yemeğiyle isminden soz ettirmeye çalışan bir restorandır o restoran.

Ve ikinci değişim yakında sadece tadım menuleri sunan restoranlar çıkacak ortaya.Ancak iş yapacak mı yapmayacakmı zaman gosterecektir işte o restoranlar iş yapmaya başladığı zaman bişeyler değişmeye başlamış demektir biraz umutlanabiliriz istanbul da gastronomi için ....